Cherreads

Chapter 57 - TERS TUTUŞ: MANTIS'İN DUASI

TERS TUTUŞ: MANTIS'İN DUASI

Garnizonun talim avlusu, batan güneşin kızıl ışıklarıyla yıkanıyordu. Ancak Kael'in dünyasında romantik bir manzara yoktu; sadece toz, ter ve kemiklerini sızlatan darbelerin yankısı vardı.

GÜM!

Kael geriye doğru kaydı. Botlarının altındaki toprak, fren yapmaya çalışırken yarıldı.

Malik, elindeki köreltilmiş eğitim gürzüyle bir dağ gibi üzerine geliyordu. Kael'in elindeki Siyah Diş ve ikizi, Malik'in darbelerini karşılıyordu ama bedelini bilekleri ödüyordu.

"Yine geri çekildin Kaptan," dedi Malik, nefes nefese. "Kılıçlarını düz tutuyorsun. Bloklarken bileklerin bükülüyor. Eğer bu gerçek bir savaş olsaydı, gürzüm gardını ezip göğsünü parçalamıştı."

Kael, titreyen bileklerini ovuşturdu. Malik haklıydı.

Halid'in öğrettiği "Çapraz Akış" (Biri hızlı, biri ağır) saldırıda mükemmeldi. Ama savunmada... Savunmada Kael zayıftı. Standart kılıç tutuşunda, darbeyi karşılayan tek nokta bilekti. Ve Malik gibi saf Kudret (Aura) kullanan, fiziksel gücü insan sınırlarını zorlayan birine karşı, bilek gücü yetersiz kalıyordu.

Kael kılıçlarına baktı.

Bu kılıçlar, Kara Cevher (Nyx-Iron) idi. Kavisliydiler. Uçları sivri, sırtları kalındı.

Halid, avlunun kenarındaki taş duvara yaslanmış, bir elma soyuyordu. Müdahale etmiyor, sadece izliyordu. Kael'in kendi çözümünü bulmasını bekliyordu.

"Menzil," diye fısıldadı Kael. "Sorun menzil. Malik'in silahı uzun ve ağır. Benimkiler kısa. Ona ulaşmak için içeri girmem lazım. Ama içeri girerken gardım düşüyor."

Kael derin bir nefes aldı. İçindeki Tını (Mana) akışını yavaşlattı ve Nabız (Pulse) moduna geçti.

Sonra, kılıçları havada çevirdi.

ŞLINNK.

Kılıçların yönü değişti. Artık uçları gökyüzüne değil, yere bakıyordu. Kabzaları sıkıca kavramıştı ama bıçakların keskin olmayan sırt kısımları, Kael'in ön kollarına (vambrace) yaslanmıştı.

Bu, Ters Tutuş (Reverse Grip) idi.

Malik kaşlarını çattı. "Kılıçları ters mi tutacaksın? Menzilin daha da kısaldı. Şimdi sana vurmam daha kolay."

"Dene," dedi Kael. Sesi sakindi.

Malik omuz silkti ve gürzüyle geniş, yatay bir savuruş yaptı. Bu darbe, bir ağacı devirebilecek güçteydi.

Kael geri çekilmedi. Aksine, bir adım ileri attı.

Sol kolunu kaldırdı. Kılıcı ters tuttuğu için, metalin sırtı koluna yaslanmış, kolunu çelikten bir bara dönüştürmüştü.

ÇANG!

Malik'in gürzü, Kael'in sol koluna (kılıcın sırtına) çarptı.

Normalde Kael'in bileği kırılırdı. Ama bu sefer, darbenin gücü bileğe değil, kılıcın yaslandığı tüm ön kola ve dirseğe dağıldı. Kael, sağlam bir kaya gibi yerinden oynamadı. Kılıç, bir kalkan görevi görmüştü.

Ve aynı anda...

Kael'in sağ eli, bir akrebin iğnesi gibi aşağıdan yukarıya hareket etti. Ters tutuş, kılıcı bir "çekme" ve "yırtma" aracına dönüştürmüştü.

Kael, sağ kılıcının kavisli ucunu Malik'in gürz tutan bileğine taktı ve kendine doğru çekti.

TAK.

Malik'in dengesi bozuldu. Kael, Malik'in savunmasını açtığı o saniyelik boşlukta, vücudunu döndürdü ve sol dirseğiyle (kılıcın kabza topuzuyla) Malik'in çenesine sert bir darbe indirdi.

KÜT.

Malik sendeledi, gürzü elinden düştü.

Kael durmadı. Malik'in etrafında bir gölge gibi döndü. Ters tutuş, ona yakın mesafede inanılmaz bir manevra kabiliyeti vermişti. Kılıçlar artık sadece kesmiyor, aynı zamanda rakibin uzuvlarını kilitliyor, itiyor ve yönlendiriyordu.

Kael, Malik'in arkasına geçti ve iki kılıcını çaprazlayarak Malik'in boynuna dayadı.

"Öldün," dedi Kael, nefes nefese.

Malik, boynundaki soğuk metallere dokundu. Gözlerinde şaşkınlık vardı.

"Az önce... kılıçla blok yapmadın," dedi Malik. "Kılıcı koluna yapıştırdın. Sanki... kolun metaldenmiş gibi."

Halid, elindeki elmayı bıraktı ve yavaşça alkışladı.

"Ters Tutuş," dedi Halid, yanlarına gelerek. "Çoğu usta buna 'Korkak Tutuşu' der. Çünkü menzilden feragat edersin. Ama onlar savaş alanında mızraklarla dövüşen aptallardır."

Halid, Kael'in duruşunu inceledi.

"Senin kılıçların kısa ve kavisli Kael. Onları düz tutarsan sadece birer kılıçtırlar. Ama ters tutarsan... onlar senin pençelerin olur."

Halid, kendi kılıcını çekti ve Kael'e döndü.

"Ters tutuşun avantajı savunma değildir. Savunmayı saldırıya dönüştürmesidir. Ama bir kuralı vardır: Asla durma. Eğer durursan, menzil dezavantajı seni öldürür. Sürekli dönmek, sürekli içeri girmek zorundasın. Bir kene gibi yapışacaksın."

Kael, kılıçları ters tutuşla sıktı. Siyah Dişler, bu tutuşta daha doğal, daha dengeli hissettiriyordu. Sanki Kessir Usta, bu kılıçları döverken bu anı düşünmüştü.

"Buna ne diyeceğiz?" diye sordu Kael.

"Mantis Stili," dedi Halid. "Dua eden böcek. Kolları kapalıdır, savunmada görünür. Ama av menzile girdiği an, o kollar açılır ve kurbanı parçalar."

Kael, sol kolundaki kılıcı hafifçe kaldırdı. Metalin soğukluğu yanağına değiyordu. Bu duruş, ona bir şövalye havası vermiyordu. Daha çok, gölgelerde bekleyen, saldırmak için doğru anı kollayan bir suikastçıya benziyordu.

Ve bu... Kael'in içindeki "Drasly" kanına çok daha uygundu.

"Tekrar," dedi Kael, Malik'e dönerek. Gözlerinde (biri mavi, diğeri altın) yeni bir ışık vardı. "Bu sefer gürzü bırakma. Beni gerçekten ezmeye çalış."

Malik gürzü aldı ve sırıttı. "Pekala Kaptan. Dua etmeye başla."

Kael, kılıçlarına çok az, mikroskobik bir Tını akıttı. Kılıçlar hafifledi. Ters tutuşla, vücudu bir yay gibi gerildi.

Artık kaçmıyordu. Artık bloklamıyordu.

Artık içeri giriyor, yakınlaşıyor ve parçalıyordu.

More Chapters