Cherreads

Chapter 42 - MİMAR VE GÖLGE

(Zaman: Şafak Eğitiminden 3 Gün Önce)

Vael'thra Malikanesi'nin çalışma odasında zaman, ağır bir sıvı gibi akıyordu.

Gece yarısını çoktan geçmişti. Odanın yüksek tavanlarına vuran ay ışığı, Rün Mimarı Elyra Vael'thra'nın yüzündeki yorgunluk çizgilerini derinleştiriyordu. Masanın üzerinde yığınla parşömen, Kael'in son sağlık raporları ve en üstte, titreyen bir elin aceleyle çizdiği bir eskiz duruyordu: Kael'in hurdalıkta yanan sağ eli.

Elyra, elindeki kristal kadehi dudaklarına götürmedi. Sadece içindeki koyu kırmızı şarabın dalgalanmasını izledi.

Oda sessizdi. Ancak bu huzurlu bir sessizlik değil, fırtına öncesi havanın vakumlanması gibi gergin bir bekleyişti.

Pencere aralıktı. Perdeler kımıldamadı ama odadaki mumların alevi aniden, rüzgar esmemesine rağmen doğuya doğru yattı.

Odanın en karanlık köşesinde, gölgeler yoğunlaştı.

Sanki karanlığın kendisi bir bedene bürünüyordu. Önce siluet, sonra kumaşın hışırtısı ve en son o korkutucu varlık.

Halid ibn Valyr. Gölge Komutanı.

Kapıdan girmemişti. Davet edilmemişti. Sadece, bir düşünce gibi orada belirmişti.

"Beni çağırdın, Mimar," dedi Halid. Sesi, çöl kumlarının üzerinde sürüklenen bir yılanın hışırtısı kadar kuru ve tehditkârdı. "Umarım bu gece uykumu böldüğüne değecek bir sebebin vardır. Emekliliğimi, saray dedikoduları için bölmem."

Elyra sandalyesini yavaşça çevirdi. Yüzünde, bir Rün Mimarı'nın o her zamanki soğuk, analitik maskesi vardı ama gözlerindeki endişe titremesi saklanamazdı.

"Oğlum," dedi Elyra. "Onu eğitmeni istiyorum."

Halid'in dudaklarında alaycı, kuru bir gülümseme belirdi.

"Ben dadı değilim Elyra. Git Akademi'den parlak cübbeli bir hoca tut. Onlar çocukların burnunu silmeyi ve egolarını şişirmeyi severler. Benim işim askerlerle."

"Akademi hocaları ona büyü teorisi öğretebilir," dedi Elyra, sesini yükselterek. Masadan kalktı ve Halid'e doğru bir adım attı. "Ben ona manayı nasıl saklayacağını, mühürleri nasıl yöneteceğini öğretebilirim. Ama hiçbiri... ona nasıl hayatta kalacağını öğretemez."

Halid'in gülüşü soldu. Gözleri kısıldı.

"Vael'thra soyunun varisinden bahsediyorsun. Neden bir çocuğun katil olmasını istiyorsun?"

"Çünkü," dedi Elyra, masadaki o eskizi, Kael'in yanık elini gösteren kağıdı alıp Halid'e fırlatarak. "O bir katil olmazsa... kurban olacak."

Halid kağıdı havada, insan reflekslerinin ötesinde bir hızla yakaladı. Gözleri kağıttaki çizime kaydı.

Kaşları çatıldı.

"Bu yanık..." diye mırıldandı Halid. "Bu bir alev büyüsü yanığı değil. Doku, içeriden dışarıya doğru patlamış. Saf mananın geri tepmesi (Recoil)."

Halid kağıdı masaya bıraktı ve Elyra'nın kişisel alanını ihlal edecek kadar yaklaştı.

"Çocuğun içinde ne var Elyra? Sarayda fısıltılar dolaşıyor. 'Hasta' diyorlar. 'Zayıf' diyorlar. Ama bu yanık... bu, betonu çatlatan bir baraj sızıntısı gibi."

Elyra, Halid'in o dipsiz, siyah gözlerine baktı. O gözlerde merhamet aramadı, çünkü orada merhamet yoktu. Orada sadece gerçeklik vardı.

"İçinde ne olduğunu sorma," dedi Elyra. "Sadece şunu bil: O bir fırtına, Halid. Eğer o fırtınayı bir kılıca, bir iradeye dönüştüremezsek, kendi bedeni dahil bütün Solgard'ı yutacak."

Halid duraksadı. Başını hafifçe yana eğdi.

Bir Komutan olarak, potansiyeli severdi. Ama kontrolsüz gücü, disiplinsizliği bir hastalık olarak görürdü.

"Onu eğitmem," dedi Halid, sesi bir giyotin kadar keskinleşerek. "Onu kırarım."

Elyra irkildi ama geri adım atmadı.

"Benim yöntemlerim soylu çocuklarına göre değildir Mimar," diye devam etti Halid. "Kemikleri çatlar. Ruhu kanar. Nefesi kesilir. Eğer dayanamazsa... ölür. Bunu göze alıyor musun?"

Elyra'nın yüzünde, bir anneyi parçalayacak türden bir acı belirdi. Elleri yumruk oldu. Ama o bir anne olmadan önce, bir bilim insanıydı. Ve hesap ortadaydı: Eğitim riskliydi, eğitimsizlik ise kesin bir ölümdü.

"Kırılması..." dedi Elyra, sesi titreyerek. "Ölmesinden iyidir Halid. Onu al. Ne gerekiyorsa yap. Sadece... onu hayatta tut."

Halid, çöl rüzgarlarıyla aşınmış pelerinini düzeltti. Elini, belindeki kavisli kılıcın kabzasına koydu.

"Pekala," dedi Halid. Gölgeler tekrar etrafında dans etmeye başlamıştı. "Bakalım senin küçük fırtınan, benim çölümde ne kadar dayanacak."

Halid, geldiği gibi sessizce karanlığa karışıp yok olduğunda, Elyra masasına çöktü.

O gece, bir annenin oğlunu korumak için onu kurda teslim ettiği geceydi. 

More Chapters