Cherreads

Chapter 47 - "Kim Bu Adam?"

Makuro, 2 işçi sınıfı Karanın yanından bir takım kendince bilgiler öğrenip uzaklaşır. Kendi kendine konuşmaya başlar.

"Hmm, demek bu Karalar da bile düzen var. Aslında bakarsan çoğu insan Kara karışımı olduğundan olabilir."

Biraz ilerledikten sonra dalıp gider ve:

"Dur bir saniye, nereye gidiyordum ki ben?"

diyerek şehirde dolanmaya başlar. Bir sağa, bir sola, öne, arkaya, yukarı ve aşağı. Her yeri gezdikten sonra:

"Bu kütüphane neredeydi ki, unutmuşum."

diyerek gülmeye başlar.

Ama aniden biraz uzaktan gümbürtü gibi patlama sesi gelir.

Makuro hızla oraya varır ve sesin kaynağını araştırır. O sesin kaynağı şudur: İşçi sınıfı bir Kara kadını, yanlışlıkla asker sınıfı bir Karaya çarparak yere düşmüştür. Asker Karadan ayaklarına kapanıp af dilese de asker Kara, onu gözünü bile kırpmadan vurarak savurmuştur.

İşçi sınıfı Kara, darbenin etkisiyle savrularak meyve tezgahlarının üzerine düşer ve etkisiyle onları kırarak ses çıkarır. Makuro da bu sesleri duyunca olay yerine gelir.

Yerde yaralı şekilde yatan işçi Karayı, bir de tezgah sahibi tekmelemeye başlamıştır. Yerde acımasızca tekmeliyor, arada da söylenerek:

"Sen ne yapıyorsun, aptal taşıyıcı? Senin gibi domuzların yola çıkması bile yasak olmalı. Bir de askerlerimize saldırı mı düzenliyorsun?"

diyerek ardı ardına, kesilmeyen tekmeler savurarak neredeyse öldürmek üzeredir.

Diğer işçi Karalar ve o kısımdaki çoğu görgü tanığı Kara kadının etrafına toplanır ve kendi aralarında konuşmaya başlarlar.

"Sersem kadın."

"Bunlar ne işe yarar ki?"

"Bunun sahibi nerede?"

gibi sözler, ardından kadın iyice utanır ve büzülür.

Diğer yandan asker Kara:

"Senin gibi sersem bir işçi sınıfı taşıyıcının benim önüme çıkması ne haddine, ahahahahha!"

diyerek gülmeye başlar.

Makuro, uzaktan olanları görünce içi parçalanır ve ne pahasına olursa olsun kadına doğru yürümeye başlar.

İşçi kadının başında dikilen ve gülen askerin yanına doğru yaklaşır ve:

"Oy oy, sence de bu kadarı fazla değil mi?"

diyerek elini omzuna koyar.

Asker arkasına laubali şekilde dönerek:

"Haaa, sen de kim oluyorsun be bok?"

diyerek elini sertçe vurarak iter.

Makuro yavaşça kafasını kaldırır ve gözlerini tam askerin boynuna diker. O kadar keskin ve korku dolu gözler ile bakar ki kalabalık bir anda korkup titremeye başlar.

İçlerinden biri:

"Ne o, o da kim?"

"Bu, bu acaba rütbelerden mi?"

"O, o, o bir şeytan."

diyerek korkuya kapılıp konuşmaya başlarlar.

Makuro'nun dik bakışları asla kesilmez. Gözünü sanki bir aslan gibi avını izliyor gibi hiç kırpmadan askere bakar.

Asker biraz korkuya kapılıp:

"Ben, ben bir şey yapmadım. Sersem işçinin suçu, bana çarpmasaydı bunlar olmazdı."

diyerek yerde yatan yaralı kadını kaldırır ve:

"Bak, işte bunun yüzünden. Söylesene, köpek!"

diyerek kadına bağırır.

İşçi kadın çığlık atarak:

"Yardım edin, ben, ben bir şey yapmadım! Aahhhhh, çok acıyor, bırak kolumu lütfen!"

diyerek bağırır.

Ama kalabalıktan kimse kadının tarafında değildir. Aksine, askerin haklı olduğunu savunarak:

"Kes sesini, şerefsiz kaltak!"

diyerek bağırışlar dönmeye başlar.

Asker gülerek:

"İşte gördün mü? Ben ne yaparsam yapayım kimse burada bana karışamaz. Hatta arkamda durmaları gerek. Görüyor musun şu rütbeyi? Ben askerim, asker Karayım be!"

diyerek gülmeye devam eder.

Makuro gözlerini yumsatarak ve sakince gülerek konuşmaya devam eder:

"Hangi rütbeden bahsediyorsun, göremedim."

Asker Kara:

"Haaa, sen biraz gerizekalısın galiba. İşte burada kolumda. A-a, kolum, kolum! Aaagagaggag!"

Çoktan kolu Makuro tarafından koparılmıştır.

Etraftaki herkes bağırarak evlerine kaçmaya başlar.

"Canavar!"

"Canavar!"

"Askerin bir hamlede kolunu kopardı!"

"Ne, ne yaptı?"

"O ne zaman, nasıl?"

diyerek herkes dağılır.

Asker acıyla bağırarak:

"Kolum, kolum!"

diyerek diz çöker, tam kadının önünde.

Makuro kadına döner ve:

"Kusura bakma, seni korkuttum mu? Merak etme, hemen bitirip gideceğim. Sen de kendini ezdirme. Senin kocan veya ailen yok mu?"

diye sorar.

İşçi kadın ise:

"Var ama onlar da bir işçi. Bir askere karşı koymak ne demek? Ailemin ölmesini istemiyorum."

diyerek ağlar.

Makuro kadına sarılır ve:

"Korkmana gerek yok, sana bir şey olmayacak."

der ve yerde çığlık atan askere döner.

"Ee, şimdi sana gelelim. Kadından özür dilemeye ne dersin? Çünkü sana bu kadının yaşadıklarının aynısını yaşatmadım. Bir kolun eksik ama hâlâ sesin çıkıyor. Baksana, kadına sessizce senin şiddetine engel olmadan bekliyordu."

der.

Asker çığlık atarak:

"Sen, senin işin bitti! Sen benim kim olduğumu sanıyorsun? Ben askerim! Sen ise ne olduğu belli olmayan bir korkak işçisin. Beni gafil avladın ama seni buracıkta kadının üstüne yatırıp siike—"

Makuro, kopardığı kolunu askerin ağzına sokarak oracıkta askeri öldürür. Bir kolu kopuk ve ağzından girerek midesinden çıkan asker, orada uzanarak ölür.

Kadın korkarak yüzünü kapatır ve diz çöker. İçinden ise:

"Bu ne, canavar gibi bir güç. Hem de korkmadan askere karşı bunu yaptı."

der ve korkudan ağlamaya başlar.

Makuro, kadının korktuğunu anlayınca:

"Tamam, bu kadar korkmana ve üzülmene gerek yok. Sana ne yaptığını görmedin mi? Ona üzülüyor musun gerçekten?"

der.

Kadın korkarak:

"Hayır, sen, sen bunu yapınca biz cezalandırılacağız. Ailem, ben, kardeşim, herkes ölecek."

diyerek ağlamaya başlar.

Makuro sessizce eğilir ve:

"Tamam, tamam, korkunu anlıyorum ama sen de durumu idrak edemedin galiba. Bak şu askere, sence bunu yapabilen birisi işçi sınıfında mı olur? En az asker, hatta askerden bile büyük, komutan rütbesinde olmalıdır ki bunu yapabileyim."

der.

Kadın şaşırarak:

"Haaa, yoksa sen komutan mısın yani? Yani..."

Makuro gülerek:

"Hayır tabii ki canım, ben komutan değilim."

Kadın:

"Ne, değil misin yani? O zaman neden bunu yaptın?"

diyerek ağlamaya devam eder.

Makuro tekrar gülerek:

"Ben bir rütbeliyim. Bence bana karışacak olan olduğunu düşünmüyorum. İşçi, savaşçı, asker, komutan, general rütbeler ve as rütbeler mi geliyordu? Sonra da bilinmeyen, yani sizin açınızdan 25. ve altındaki rütbeler."

Kadın donakalır ve:

"Ne, ne, ne? Rütbeler mi? 25 mi?"

diyerek donup kalır.

Makuro:

"He işte, evet. Ben onlardan biriyim. Aslında biriydim de olabilir sanırım. Rütbeler değişmiş. Neyse, benim burada işim bittiğine göre gitmeliyim."

der ve uzaklaşırken tekrar döner.

"Ve ayrıca sen."

Kadın korkudan titrer ve:

"Ben mi?"

Makuro:

"Evet, sen."

diyerek parmağıyla gösterince kadın korkudan olduğu yere bayılıp düşer.

Makuro şaşırır:

"Ama böyle olmaz ki. Kütüphanenin yerini soracaktım. Off, neyse, sanırım kendim bulmalıyım."

diyerek yürüyerek oradan uzaklaşacakken önüne bir gölge düşüverir. Hızla, Makuro'nun bile göremeyeceği hızda.

Bilinmeyen kişi konuşur:

"Hey hey, Makuro Bey, nereye böyle?"

Makuro kaşlarını çatarak:

"Sen de kimsin? Seni ne ilgilendirir?"

der.

Bilinmeyen kişi:

"Makuro Bey, neden böyle kaba saba konuşuyorsunuz acaba? Yoksa geldiğiniz yerde mi böyle eğitildiniz? Biraz topluma aykırı değil mi bu? Ohhh, o arkanızdaki de kim? Bayağı bir arbede olmuş gibi he."

Makuro:

"Seni ilgilendirmez. Sen kimsin, bana onu söyle."

Bilinmeyen kişi, ölmüş askere yaklaşarak:

"Oo, bu sanat eserinizin adı var mıdır acaba? Çok merak ettim. Adı nedir? Origamiye benziyor ama ve sanırım yapboza da benziyor. Bunun kolunu yanlış yere sokmuşsunuz galiba. Yanlışsa zorlarsanız kırılır ama, Makuro Bey."

diyerek güler.

Makuro sinirlenir ve aurasını bir anda yayar. Etraf yıkılacak gibi titremeye başlar. Hava bile titreyerek Makuro'ya boyun eğer.

Bilinmeyen kişinin saçları savrulur.

Ve:

"Ooo, bu gücünüz müazzam, Makuro Bey. Ama benim üzerimde kullanmayı düşünmüyorsunuzdur umarım."

derken Makuro hızla önünde belirir.

"Ooops, noluyor? Ama ben buraya konuşmaya geldim dee!"

Ve Makuro'nun yaptığı darbeden savrularak kaçar.

Toz duman olur. Bütün meydan yer çatlamış ve rüzgar şiddetlenmiştir.

Bilinmeyen kişi:

"Durun ama Makuro Bey, ben buraya kavga etmeye gelmedim. Ve ben çok güçsüzümdür."

der.

Makuro sinirle kolunu yere vurunca, çatlayarak yere sokmuştur. Ordan çekerek ayağa kalkar.

Ve:

"Hassiktir oradan. Sende sezdiğim bu kana susamışlığı kimsede görmedim şuana kadar."

der.

More Chapters