kaito biraz bağırışlar ve çığlıklarla uyanır. Sabah olmuş ve aşağıdan annesinin sesini, hatta çok yüksek şekilde bağırışlarını duyar. İçinden "sabah sabah ne olmuş olabilir ki?" diye geçirdiğini yüzünden anlaşılıyor gibi yavaşça yatağından kalkar ve dün gece dağıttığı odasının tamamen toplandığını görür. Annesinin erkenden dağınıklığı düzenlediğini anlar ve aşağıya inmek için kapıya yönelir.
Ne? Artık bir yere tutunmadan yürümeye başlamıştır. Önce biraz ayaklarını inceler ve sanki her gün yaptığı bir şeymişçesine kapıyı açarak aşağıya merdivenlerden inerek yürür.
Hikari, sabahın erken saatinde Kaito onu dün gece uyutmayınca paniklemiş ve uykusu gelmeyince uyanmıştır. Önce kendi başına biraz düşünerek Kaito'nun Krojin'in kitabını nasıl okuyabildiğini, hatta nasıl anlayıp hareketleri birebir doğru şekilde yaptığını düşünür. Sonra çok fazla düşünmenin faydası olmayacağını anlar ve kitabı Kaito'nun erişemeyeceği, yani yetişemeyeceği yere koymayı düşünür. Tabii Kaito'nun diğer güçlerini görmemiş olması üzücü. Sanırım yetişemeyeceği veya yapamayacağı bir şey yok gibi. Sanki bir yetişkinin bir çocuğun bedeninde olması kadar değişik bir durum.
Hikari sonra evdeki bütün odaları temizlemeye başlar. Bütün evin işlerini bitirir ve sadece Kaito'nun odası kalır. Oraya da çıkar ve tamamen Kaito'nun bütün dağıttığı malzemeleri görünce önce biraz sinirlenir ama ardından Kaito'yu öperek odayı temizler ve düzenler. Ardından aşağıya iner ve dolabı açar açmaz sinirle bağırır:
"Krojin!"
Krojin hâlâ uyuyor ve sersemlikle:
"Ne, ne oldu? Biri bana mı seslendi? Oo, evet, tabii ki ben de seni seviyorum deniz kızı kraliçesi, haha, hahaha."
diyerek uykulu şekilde gülerken...
Hikari ona doğru yaklaşır.
"Kim bu deniz kızı? Ben sana ne anlatıyorum, sersem."
Krojin güler yüzle uyurken başında dikilen sinirli ve korkunç bir aura hisseder ve biraz tedirgin şekilde gözlerini açar. Yavaşça kafasını Hikari'ye dönerek:
"Ha, ne oldu sana? Deniz kızı kraliçesi biraz sinirli gibisin."
deyince...
Hikari daha da sinirlenir ve odanın içinde bir gürültü kopar.
Krojin evin içinde koşarak kaçarken arkasından da Hikari geliyordur ve sanırım biraz sinirlidir. Biraz dediğim yani baya sinirlidir.
Krojin, arkasından uçarak gelen tavalar ve tabaklar eşliğinde:
"Ne oldu? Ben yine ne yapmış olabilirim?"
diyerek kaçmaya devam eder.
Hikari:
"Seni sersem, Kaito'nun doğum günü için olan bütün hazırlığı yemişsin!"
deyince...
Krojin:
"Ne? Bir saniye, düşünmem lazım."
der ve kafasının üzerinde küçük bir baloncuk halinde dün gece ne yaptığını hatırlamaya çalışır.
"Hmm, sanırım önce biraz gökyüzüne baktım. Eski anılarım canlandı. Sonrasında 1 saate kadar tuvalette gazete okumuş olabilirim. Sonrasında uzun süre tuvalette kalmanın verdiği acıyla uyumaya gittiğimi hatırlıyorum. Yemek kısmında ise bugün deniz kızı kraliçesinin yanına gittim ve onun bana hazırladığı şahane yemeklerden yediğimi hatırlıyorum."
deyince:
"Aa, sanırım ben yemişim. Evet, rüya olması benim suçum mu? Çok gerçekçiydi sanki."
diyerek gülmeye başlar ama hâlâ durmuyor ve kaçıyordur.
Hikari de onun peşinde:
"Seni sersem!"
diyerek kovalamaya devam ediyordur.
Bu sesler üzerine uyanıp aşağıya inen Kaito, merdivenlerin başında koşuşturmayı görünce sevinçle aşağıya inerek onlara katılır.
En önde Kaito, arkasında Krojin ve onun arkasında ise Hikari, evin içinde koşmaya devam ederler.
Krojin arkasına bakmayı bırakıp önüne döner ve koşmaya devam ederken:
"Kaito, bir saniye, şu an annen baya sinirli. Kaçmam gerek."
der ve koşarak kaçmaya devam eder.
Sonra aklına gelir.
"Dur bir saniye, Kaito mu? NEEEEEE! Kaito, sen, sen, seee... seee..."
kekeleyerek:
"Sen nasıl yürüyorsun? Hatta dur bir saniye, koşuyorsun hem de!"
der ve durur.
Kaito'ya dikkatlice bakar ve:
"Oğlum, benim baban gibi güçlü olacağını biliyordum, biliyor musun? Ben tam 10 yaşında konuşmayı öğrendim, yürümeye de 6 yaşında."
der gülerek.
"Bir saniye, bu burada biraz yanlışlık var. Çok uzun bir süre değil mi?"
Hikari:
"İşte seni şimdi yakaladım!"
diyerek Krojin'in üzerine atlar ve yerde onu boğmaya başlar.
Kaito da annesine yardım ederek küçük elleriyle babasının yüzünü yumruklar ve çok da eğleniyor gibi gülerek yapar bunu.
"Al sana mı? Bir de konuşuyor mu bu çocuk?"
Krojin Hikari tarafından yerde boğuluyorken:
"Oğlum, oğlum Kaito! Dur, sen de mi bana saldırıyorsun? Tamam, özür dilerim. Senin pasta malzemelerini ve meyvelerini yediğim için... Hepsi deniz kızının suçu... ogsgshhsg."
Arada da boğuluyor gibi anlamsız cümleler kuruyordur. Diyeceğim de zaten boğuluyor.
Hikari:
"Aferin benim oğluma. Nasıl da annesini savunuyor. Al sana, tabii vur Kaito, vur."
"Neeee! Bir saniye, Kaito mu? Sen, sen nasıl yürüyorsun? Hatta konuşuyorsun bir de! Babana mı saldırıyorsun, beni mi koruyorsun? Ah, canım."
diyerek Krojin'i bırakır ve Kaito'yu öpmeye, sarılmaya ve sevmeye başlar.
Ve bağırarak:
"Ay canım oğlum benim! Ne kadar da akıllı. Bu kadar kısa sürede bunları öğrenebileceğini bilmiyordum. Canım oğlum, canım oğlum."
diyerek sevmeye devam eder.
Krojin öksürerek ayağa kalkar ve:
"İşte şimdi tam zamanı. Kaçmalıyım buradan. Çok uzaklara, bu deli karı beni bulamayacağı, hatta bir daha saldıramayacağı bir yere."
der.
"Şey, şaka yapıyorum. Dikkati dağılmışken yediğim şeyleri pazardan almaya gideyim bari, yoksa beni bir daha boğabilir."
der ve sinsice evden çıkar.
Hikari, Krojin pazardan dönene kadar Kaito'yu sevmeyi bırakmaz. Artık Kaito kaçamıyor ve uzaklaşamıyordur. Bu kadar sevgiden bıkmış olmalı ki bütün enerjisini harcamış ve yorgunluktan sadece sevilmeye kendini bırakmıştır. İçinden sanırım bu kadınların ne kadar deli olabileceğini düşünüyor da olabilir.
Krojin eve girer ve:
"Hâlâ buradasınız siz? Hadi, bütün eksikleri aldım. Biraz yürüyüşe çıkalım. Kaito da yeni öğrendiğine göre seveceğini umuyorum."
der.
Hikari:
"Evet, evet. Yürümeyi öğrendi benim oğlum."
der ve Kaito'yu sevmeye devam eder.
Biraz zaman sonra hepsi hazırlanır ve derenin en başından en sonuna kadar yürümeye başlarlar. Kaito yeni yürümeyi öğrenmiş olsa da bu kadar yürümek istediğini sanmıyorum. Sanırım yüzünde, konuşmayı da tamamen öğrenene kadar kendi istediği şeylerin yapılmayacağını anladığı bir ifade var gibi.
Senarist: "Ne? Bunu nereden çıkardın? Yüzünden de anlaşılmaz o."
Senarist: "Hayır, ben ne gördüğümü biliyorum. Gayet de anlaşılıyor."
Neyse.
Bu doğanın arasındaki güzel ve uzun bir yürüyüşün ardından Kaito bayağı yorulmuştur. Annesinden onu kucağına almasını ister ve kucağında uyur kalır.
Kaito'nun uyuduğunu gören Hikari:
"Canım, biraz şurada ay ışığında oturalım mı? Hem farklılık olur hem Kaito'yu uyandırmamış oluruz."
der.
Krojin yavaşça kafasını sallayarak onaylar ve birlikte ay ışığı altında biraz da romantik bir şekilde geceyi izlerler.
Hikari, Krojin'e dönerek:
"Acaba Kaito ileride nasıl birisi olacak ve biz yanında olabilecek miyiz?"
diye sesli şekilde düşünerek veya sohbet olarak Krojin'e sorar.
Krojin ise ne dalgaya vurarak ne de ciddi bir şekilde konuşmaz. Sanki içinde bir belirsizlik var gibidir. Parlayan aya bakarak:
"İnşallah canım. Ben pek önemli değilim de sen yanında olacağından şüphem yok ve çok güçlü, akıllı bir çocuk olacağından şüphem yok. Tabii hangi yolu seçerse seçsin, onu destekleyeceğim. Ben onunla aynı görüşte olmasam bile."
Hikari gülerek:
"Saçmalama canım. Tabii ki de sen de yanında olacaksın. Kaçıp gitmeyeceksin ya."
diyerek güler.
Krojin de güler ama biraz tedirgin şekilde.
