Cherreads

Sıradan bir yemek

Yemekhane, okulun geri kalanı gibi devasaydı ama buradaki hava çok daha ağırdı.

Masalar rütbelere göre gayriresmi olarak parsellenmişti.

En ön masalarda pelerinleri ışıldayan A ve S seviyeler, en arkada ise duvar diplerine sinmiş F seviyeler...

İcelin yanımızda yürürken, sanki bir kraliçe bir grup köylüyü gezintiye çıkarmış gibi duruyordu.

Herkes ona hayranlıkla, bize ise "Bu çöplerin burada ne işi var?" der gibi bakıyordu.

-Şu masaya oturalım.

İcelin cam kenarındaki nispeten merkezi bir yeri işaret etti.

-Şey... burası sanki... biraz fazla 'görünür' bir yer değil mi?

-Benim yanımdayken kimse gıkını çıkaramaz Lune. Rahat ol.

Tepsilerimizi aldık. Önümdeki şeye baktım. Bir çeşit bulamaç ve yanında sert bir ekmek. Boss olduğum zamanlarda ejderha ciğeri ve anka kanı ile beslenirdim. Şimdi ise bu... bu şeye kaşık sallamam gerekiyordu. İnsan olmak cidden mide bulandırıcı.

Tam ilk kaşığı almıştım ki, masanın başına üç gölge düştü.

-Ooo, bakın burada kimler varmış? Bizim 'S Seviye' prensesimiz, yanına iki tane evcil hayvan almış.

Başımı kaldırdım. Ragan değildi ama onun grubundan olduğu belli olan, geniş omuzlu, üzerinde "B Seviye - Tank" amblemi taşıyan bir tip duruyordu. Adı muhtemelen Kael'di. Arkasındakiler ise kıs kıs gülüyordu.

-Defol git Kael. İştahımı kaçırıyorsun.

-İcelin, seninle bir derdimiz yok. Ama şu yanındaki çekingen kız... F seviye bir şifacının bu masada oturması kurallara aykırı.

Prestijimizi bozuyor. Kalk lan oradan.

-Ö-özür dilerim, ben hemen—

-Otur Lune! Kimse bir yere gitmiyor.

-Koruyucu melek mi kesildin başımıza? Peki ya bu pısırık? Ragan'a bir numara yapmışsın diyorlar Yuji. Şansın yaver gitmiş. Ama bir Tank'a karşı o numaran sökmez.

Ekmekten bir parça kopardım. Sakince çiğnedim. Ulan. Asırlarca dünyaları dize getirdim, şimdi bir 'Tank' bozuntusu gelmiş tepsimdeki ekmeğe laf ediyor. Şuracıkta ruhunu emip boş kabuğunu yemekhane tavanına assam ne güzel olurdu. Ama hayır. Rol yapmalıydım.

"Haklısın abi."

"Ben sadece şanslıydım. İcelin, hadi kalkalım istersen, arkadaşları rahatsız etmeyelim."

İcelin bana "Ciddi misin sen?" der gibi, hayal kırıklığıyla baktı. Lune ise iyice büzülmüştü.

-Aferin çöp. Bak, arkadaşın laftan anlıyor. Ama gitmeden önce... Ay, elim kaydı.

Kael, Lune'un tepsisindeki meyve suyunu aldı ve sanki kaza yapmış gibi Lune'un üzerine boşaltmaya başladı. Lune buz kesti. Meyve suyu beyaz gömleğinden aşağı süzülürken gözleri doldu. Yemekhanedeki herkes izliyor, bazıları gülüyordu. İcelin tam masayı devirip saldıracaktı ki, elimi masanın altından onun dizine koydum. "Dur" anlamında sıktım. Bana döndüğünde gözlerimdeki o anlık, asırlık karanlığı gördü. Bir saniyeliğine duraksadı.

"Özür dilerim Kael abi."

"Üstünü batırdık. Dur, ben temizleyeyim."

-Ne diyorsun lan sen?

Yanına gittim. Elimdeki peçeteyle omzuna dokundum. Çok nazikçe. Sanki bir tozu siliyormuş gibi. Ama parmak uçlarımdan onun vücuduna, sadece bir şifacının anlayabileceği bir frekansta mana yolladım. Kullanılan teknik: Gastric Overdrive. Şifa enerjisini midesindeki asit üretimini yapan hücrelere odakladım. Onları "iyileştirmek" yerine, kapasitelerini %500 artırdım. Saniyeler içinde midesi devasa bir asit fabrikasına dönüştü.

"Geçti mi?"

Saf bir gülümsemeyle sordum.

-Ugh…

Kael tam küfredecekti ki, bir anda yüzü kireç gibi oldu. Karnını tuttu. Gözleri yuvalarından fırlayacak gibi oldu. Midesinden gelen gurultu, yan masalardan bile duyulabiliyordu.

-Kael? İyi misin dostum?

Kael cevap veremedi. Ağzından hafif bir köpük geldi. İçerideki asit dengesi o kadar bozulmuştu ki, şu an midesi kendi kendini sindirmeye çalışıyordu. Ama dışarıdan bakıldığında hiçbir şey görünmüyordu. Sadece... çok acil bir ihtiyacı varmış gibi duruyordu.

"Hocam! Kael abi sanırım bozuk bir şey yedi! Çok kötü görünüyor!"

-AAAGHHH!

Kael daha fazla dayanamadı. Bir anda arkasını döndü ve yemekhanenin ortasında, tüm o rütbeli öğrencilerin önünde kontrolünü tamamen kaybetti. Hem midesi hem de... diğer her şeyi aynı anda pes etti. O geniş omuzlu "B Seviye Tank", kendi pisliğinin içinde yere yığıldı. Yemekhaneyi dayanılmaz bir koku ve derin bir sessizlik kapladı.

-Bu ne rezalet... Alın şunu revire götürün. Midesi iflas etmiş gibi görünüyor.

-Sen mi yaptın Yuji?

Şaşkınlıkla gözlerimi açtım.

"Ben mi? Hocam ben sadece peçeteyle omzundaki tozu sildim. Biliyorsunuz, ben sadece F seviye bir şifacıyım. Böyle bir şeyi nasıl yapabilirim?"

Takashi bir Kael'e, bir bana, bir de elimdeki peçeteye baktı. Mantıken imkansızdı ama bir şeylerin döndüğünü biliyordu.

-Yerine otur Yuji. Ve bir daha 'temizlik' yapma.

Yerime oturdum. İcelin bana şok içinde bakıyordu. Lune ise titreyerek peçeteyle üstünü siliyordu.

"Üzülme Lune. İnsanlar bazen... içlerindeki pisliği tutamazlar."

İçimden bir kahkaha attım. Boss olmak güzeldi ama... bir 'hiç' olarak insanları rezil etmek çok daha eğlenceliymiş.

More Chapters