Cherreads

Chapter 5 - Bölüm 5: Tuhaf adam

Varenius Şehri doğal güzellikleri ve düzeni ile Apesca İmparatorluğu'nun en sevilen şehirlerinden biridir.

Etrafı yemyeşil dağlar ile çevrili, içinde dereler ve nehirler bulunan şehirde avcılık ve ticaret çok değerli işlerdir. Nüfus ve malzemeden ötürü tüccarlar çoğu zaman buraya uğrarlar, para karşılığı insanların postacılığını yaparlar.

Shun ve Shiki Varenius'da doğup bir süre orada kalmışlar ancak babaları kaderlerini yazıp bozer olmalarını koşul olarak koymuştur.

——

Kaizen eve gelmeden dört saat önce İkinci Başkent Varenius merkezi.

"Şu adama baksana! Soren'e bilerek çelme taktıktan sonra hiçbir şey olmamış gibi davranıyor."

"Soren, Ikaru'nun abisi olan değil mi? Canına mı susamış?"

"Hiçbir fikrim yok. Gel en azından dayak yemesini izleriz."

Geniş ve beton zemin üzerinde bakımsız, uzun, siyah saçları olan uzun boylu ve takım elbiseli adam öylece duruyordu. İnsanların dediklerine göre Soren denilen birisine durduk yere çelme takmıştı.

Soren bu şehirdeki en güçlü bozerlerden birisi olan yeşil seviyeli Ikaru'nun abisiydi. Onu herhangi bir şekilde tahrik eden biri olursa karşısında direkt Ikarun'u bulurdu. Aynı zamanda Kaizen ile komşuydular.

"Kusura bakmayın beyefendi, bir sorum olacaktı." Bakımsız adam gözlerini kısıp sahte olduğu belli bir gülümseme ile tuhaf şekilde konuştu.

"Ne istiyorsun budala herif? Önüne baksana!" Soren ona öylece kabalık yapılmasına alışık değildi. Kendisini ezdirmemek için oldukça ağır karşı çıkıyordu. Karşısındaki tuhaf adamın ona bilerek çelme taktığından emindi.

"Kaizen Aru nerede yaşıyor öğrenebilir miyimm~?" Nerden geldiği belli olmayan bu adam nedeni bilinmeyen bir nedenden ötürü Kaizen'i arıyordu.

Kaizen oradan izliyordu. Kendi kimliğini öylece ortaya çıkartmak istemiyordu. Ya bu adam belalı biriyse? Bunu destekleyen çok fazla da kanıt vardı.

"Kim olduğunu bilmiyorum. Bu koca şehirde onu tanıyan sayılı kişi var. Onu nereden bulacaksın ki?" Soren haklıydı. Bu devasa nüfuslu şehirde Kaizen'i tanıyan birisini sorarak bulması çok zordu.

Fakat bu Kaizen'i daha da rahatsız etmişti. Bu soruyu doğrudan Kaizen'in komşusuna sorması tesadüf müydü?

Soren iyi ki yalan söylemişti. Kaizen'i seviyordu ve bu adam tarafından zarar görmesini istemiyordu. Bir nevi onu koruyordu.

"Hm, anladım. Ben gideyim öyleyse." Tuhaf adam Soren'e omuz atarakan yoluna devam etti.

"Seni piç!" Soren arkası dönük şekilde yürüyen adamın kafasının sağ tarafına sağlam bir yumruk attı ve adam yere düştü!

Soren yerde duran adamın suratını yumruklamaya devam etti. Adamın burnundan ve ağzından kanlar akmaya başladı fakat Soren durmadı.

Etrafındaki insanlar ona tezahürat etmeye, bağırarak desteklemeye başladılar. Soren aptal değildi, bu adamı istediği kadar dövse öldürmediği sürece başına büyük bir ceza gelmezdi.

Kardeşi yeşil seviyeli bir bozerdi. Bozer nüfusunun %80inden daha değerliydi. Kolay kolay hiçbir şey yapılamazdı.

Yerde dövdüğü eleman ise sıradan deli bir vatandaştı. Soren onu dövmeden önce iyice süzmüştü ancak üzerinde ne bir bozer kurdelesi ne de herhangi bir silah vardı.

En sonunda Soren adamı dövmekten yoruldu ve kanlı ellerini silmek için ayrıldı.

Bundan birkaç saniye sonra adam da kalktı ce hiçbir şey olmamış gibi bilinmeyen bir yere gitti. Kaizen tüm bu olanları en önden izlemişti.

Ardından ormana avlanmaya çıktı, yeni ayı tuzakları kurdu, eve geldi ve kafasını kurcalayan bu adamı karısına üstü örtülü şekilde anlattı.

Sonraki gün kapısının önünde bir kargaşa sesi ile uyandı.

"Mm... Hayatım, noluyor?" Hinari uykulu zihni ile konuştu. Ses tonu dışarıdaki seslerden rahatsız olduğunu belli ediyordu.

"Sen burda kal geliyorum hemen." Kaizen yüzünü yıkayıp hemen evinden dışarı çıktığında o adamı gördü.

"Geber lanet olası! Siktir git bizi rahat bırak!" Soren yine onu dövüyordu. Anlaşılan Kaizen nerde diye yeniden sormak için Soren'in evine kadar gelmişti. Kaizen'in aklına yine bir soru takıldı.

"Bu adam bu koca şehirde Soren'in evini nasıl buldu?" Bildiğine göre bu herif rastgele birisiydi. Başkalarının evinin yerini bilmeye yetkisi olmamalıydı. Ne yaparsa yapsın akla yatan bir cevap bulamadı.

Soren birkaç dakika daha adamı dövdükten sonra yeniden bıraktı.

"Birkaç gün sonra Ikaru görevden gelmiş olacak. Eğer benimle uğraşmaya devam edersen o seni istediği gibi öldürür." Soren tehditkar şekilde bunları söyledi.

Tuhaf adam yeniden ayaklandı ve sırıtarak tepedeki patikadsn aşağı doğru ilerledi.

"Ugh! Bu çatlak heriflerden nefret ediyorum. Hükümet neden onları sadece öldürmüyor ki?." Soren dişlerini bıkkınlıkla sıktı ve şikayet etti.

"Sence yeniden gelecek mi?" Kaizen sakin, uykulu tonu ile öylesine bir soru yöneltti.

"Umarım tekrar gelir. Ikaru'nun o piçi öldürdüğünü görmek istiyorum." Soren, sadist bir gülümseme ile cumlesini tamamladı.

Sonraki gün öğle saatlerinde oadam yeniden rahatsızlık vermek için gelmişti. Yüzündeki yaralar her gün artıyordu fakat ısrarcı şekilde aynı soruları sormaya devam ediyordu.

"Kaizen Aru nerede acaba?" Gülümseyerek gıcık sorusunu yeniden sordu. Soren, adamın yeniden geleceğini tahmin etmişti ve birkaç arkadaşını erkenden evine çağırmıştı.

Evin içinden, ellerinde sopa veya taş bulunan birkaç orta yaşlı adam çıktı. Bazıları sırıtıyor, bazıları küfrediyordu. Tuhaf adam ise ifadesini sormadan o soruyu tekrar sordu.

"Bayımlar, Kaizen Ar-..." Cümlesini bitiremeden ağzının ortasına sert bir sopa darbesi yedi. Dişleri yerlere dağıldı. Ağzından kan sürekli akıyordu.

"Köpek herif, senin hiç utanman yok değil mi!" Soren ilk vuruşu yaptı, ardından arkadaşları ellerindeki ile adamın bedenini iyice hırpaladılar. Bu hırpalama süreci öncekiler gibi birkaç dakika değil, saatlerce dönüşümlü olarak sürdü. Adam hala hareket edebiliyordu ancak asla karşılık vermedi.

Her şeye rağmen bilinci kapanmıyor ve canı yanmıyormuş gibi ifadesizliğini korumaya devam ediyordu.

Güneş batmaya yaklaştığı zaman artık hepsi dövmekten sıkılmıştı. Yerde yatan, kıyafetleri yırtılmış, yüzü darmadağın olmuş adamı alıp uzak bir yere taşıdılar ve geri döndüler.

Kanunlara göre o adamı sıradan bir vatandaş öldüremezdi. O yüzden Soren, bir gün daha beklemeliydi. Bir gün sonra kardeşi Ikaru gelecekti ve ondan iki isteyeceği şey bu adamı öldürmesi olacaktı.

Zamanın akması ile güneş doğdu fakat bundan önce Ikaru eve gelmişti

Soren ile bu konuyu konuştular ve güven verici bir şekilde halledeceğini söyledi.

Kaizen'in kafasını hala bir şey kurcalıyordu ancak ne olduğunu bilmiyordu. Sanki başından beri hiçbir zaman güvende değilmiş gibiydi. Bütün bu yaşananlar tesadüf müydü.

Bir sonraki düşündüğü ile tüyleri diken diken oldu. "Ya o adam deli değilse?" Ardından kafasını sağa sola sallayarak bunu saçma buldu. Ancak içten içe hala buna ihtimal veriyordu.

Tuhaf adam yeniden tepede belirmişti. Yıpranmış kıyafetleri ve başından beri bakımsız saçları ile tam bir dilenciye benziyordu.

Ikaru ve Soren bu sefer onu dışarıda bekliyorlardı. "Hey, andaval. Buraya kadardı. Tekrar geldiğine seni pişman edeceğimi söylemiştim." Soren acımasızca sırıttı.

Kaizen yeni uyanmıştı. Önceki günler hakkında bir şeyler düşünüyordu. Dışarıda yeniden tuhaf adamın olduğunu fark etmemişti.

"Soren'in durmadan bahsettiği ucube herif sensin demek ha?" Ikaru gülümseyerek kendinden emin şekilde konuştu.

"Selamlar, bir sorum olacaktı..." Tuhaf adam ağzını açıp yeniden aptal sorusunu soracaktı.

Daha bunu söyleyemeden ayaklarının altından ağaç kökleri çıktı ve bacaklarını sardı. Ardından onu havaya kaldırıp büyük bir güç ile fırlattı.

Tak!

Tuhaf adam oldukça sert bir şekilde Soren'in yanına düştü. Soren kahkaha atıyordu. Sanki intikam alıyormuş gibi çok eğleniyordu.

Kaizen hala yatağındaydı. Bir şeyler mantıklı gelmeye başlamıştı. "O adamda bir terslik var. Başından beri sanki..." Dışarıdaki çatışmadan tamamen habersizdi.

Tuhafadam o darbeden sonra yine de tekrar ayağa kalktı. Ikaru ve Soren onunla dalga geçerken tuhaf bir şey farkettiker. Adamın elinde bur hançer vardı!Tuhaf adam o darbeden sonra yine de tekrar ayağa kalktı. Ikaru ve Soren onunla dalga geçerken tuhaf bir şey farkettiker. Adamın elinde bur hançer vardı!

Nerden gelmişti? Yoktan var etmiş olamazdı. Uzun kollu, bol kıyafetinin içine mi gizlemişti? Bilmiyorlardı.Nerden gelmişti? Yoktan var etmiş olamazdı. Uzun kollu, bol kıyafetinin içine mi gizlemişti? Bilmiyorlardı.

Tuhaf adam her zamankinden farklı şekilde sırıtıyordu.

Kaizen yanında uyuyan sessiz karısını rahatsız etmemek için sessizce düşünmeye devam etti. "Evet. Bildiğim halde önemsemediğim bir durum vardı. Meydandayken o adam bir anlığına bana bakmıştı. O kadar insan varken, böyle gergin bir anda doğrudan benim gözlerimin içine bakmıştı!" Kaizen ciddi bir ifade ile ayaklandı. Gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Yavaş adımlarla ile kapıya doğru ilerliyordu.Kaizen ciddi bir ifade ile ayaklandı. Gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Yavaş adımlarla ile kapıya doğru ilerliyordu.

Aynı anda tuhaf adam elindeki hançeri Soren'in boğazına geçirdi. Ikaru'nun ifadesi aniden değişti. Az önce tam olarak ne yaşanmıştı?

Soren'in kanı her yere fışkırdı. Yere düştü ve elleri ile boğazını kavradı. Gırtlağı parçalanmıştı. Ağzını kocaman açarak nefes almaya çalıştı. Yerde kıvranarak can çekişiyordu.

"SENİ PİÇ DÜZENBAZ!" Ikaru ani bir duygu patlaması ile kontrolü kaybetmişti. Yerden devasa sarmaşıklar ve ağaçlar çıkartmaya başladı. Her biri bu tuhaf adamı takip etsin diye vardı fakat tuhaf adam ortalıkta yoktu.

Aniden arkasında bir silüet varlığı hissetti fakat tepki verme süresi çok yetersizdi. Adamın elinde deli gibi mana yayan kırmızı bir katana vardı. Nerden gelmişti? Neler oluyordu?

Ikaru arkasını dönemeden bedeninin her yerinde dayanılmaz bir acı hissetti. Bu acı ağrı veya kesik değildi. Bedeninin sayısız parçaya ayrılma hissiydi.

Kaizen kapıya doğru yeterince yaklaşmıştı. Titreyen elini yavaşça kapıya uzattı. İçi ürpermişti. Adamın dışarıda olduğundan emindi sanki.

"O adam, beni tanıyor..." Kapıyı yavaşça açtı ve güneşin eşsiz parıltısı gözlerini aldı. Eli ile güneş ışınlarını engellemesi gerekmişti.

Tabiki, tuhaf adamın saldırısı Ikaru'nun bedenini parçalamak ile kalmamıştı. Darbe oldukça büyüktü. Önündeki sayısız ağaçlar, kayalar, binalar ve canlılar çok kısa bir süre içinde yok olmuştu.

Bunlara kapıdaki Kaizen ve yatakta uyuyan Hinari de dahildi.

Tepedeki herkes bir saniye içinde ölmüştü!

*************************************************

More Chapters