Yer : Flowend Tarikatı'nın Ana Binası
Zaman : Arthur'un Ultan Şehri olayından dört buçuk ay sonrası
Etraf tamamen karla kaplı yani çatılar, ağaçlar ve diğer şeyler ama ağaçlar ya da bitki örtüsünün tamamı beyaz renkte kardan dolayı değil direk gövdesi, kökleri, yaprakları ve dalları tamamen beyaz renkte yani bu ağaçlara isim verildi, bu ağaçların ismi Frozen beauty, neden? Çünkü her kış ayında en güzel çiçekler ortaya çıkıyor yani öyle çiçek ki resmen kokusu tonlarca arının bir çiçek için kapışmasına neden olur hemde kışı ayında. Neyse burası tamamen karla kaplı olsada yolları hiç kar yok çünkü geçişleri zor olurdu bir de bütün yollar duvarla çevreli yani o yoldan geçerken arkan, önün ve üstün dışında duvar, bu yollar şu şekilde birleşik, dikdörtgen ama taban kısmı yani dikdörtgenin uzun tarafın bir tık aşağısında kocaman ve görüşüyse antik japon binaları ama kocaman bir tane yani o kadar büyük ki hem on katlı hem de bir kata iki yüz civarında fil sığıdırabilirsin. Şimdi yollar o binanın köşelerine bağlı yani sağ ve sol tarafına bağlı eğer ana giriş yerini bahsedersek o dikdörtgen şeklinin içerisinde bir tane dikdörtgen hayal et ama ondan biraz daha küçüğü işte orası hem ana giriş için yol ve bu tarikatın hem ana bahçesi hem de eğitim alanı, bu tarikatın duvarlarla korunuyor yani ana girişten önce bahçeye açılan ve bahçenin ana girişi olan yer orası dört kişi tarafından korunuyor ve bu korunan kapı en antik ama havalı kapı olabilir bir de bu kapının hemen üstünde "Flowend Tarikatı" yazıyor. Şimdi eğer bahçeye girersek orada eğitim yapan pembe saçlı bir kadın vardı, giysisi teakwondo giysisi giyor ve rengide beyazdı. Bu kadın her seferinde olduğu yerde hareket ederek dövüş hareketleri yapıyordu resmen hayalete karşı savaşıyor gibi gözüküyordu bir de eli tamamen enerjiyle kaplıydı rengide pembeydi öyle yumruk attıyordu ki hafif rüzgar etkisi yaratıyor. Arkasında Tarikatın Ana binası vardı ve ana girişinden beyaz saçlı bir adam geliyordu ve o kadına el sallayarak şunu dedi :
??? : Rose, canım kızım, eğitim nasıl gidiyor?
O dövüş stili çalışan kişi Rose'du, Rose eğitimine ara verir ve pek tepkisiz yüzle o seslenen kişiye dönerek şunu der :
Rose : Baba gördüğün gibi eğitimin içerisindeydim.
O seslenen kişi aslında Mutlak Dedektiflerin en güçlülerinden birisi olan kişi Zane Flowend, kendisi bu tarikatın yöneticisi ve en güçlü Flowend, Vites Kralı diye de bilinen manyak birisi ama yanında ailesi varsa en nazik insana dönüşüyor. Zane, Rose'un yanına geçer ve el işaretleriyle "biraz yürüyelim mi?" Der ve Rose onunla birlikte yürür. Yürürkende Zane şunu der :
Zane : Artık öğreneceğin birşey kalmadı benden, kızım.
Rose hafif şaşkınlıkla bakar ve Zane cümlesinine devam eder.
Zane : Tekniğini zaten ustalaştırdın üstünede o tekniğini nasıl dövüşte kullanacağını öğrendin son olarakta Teakwondo öğrendin yani artık gelişme konusunda büyük ihtimalle kendin haletmelisin
Rose üzgün hissetmeye başlar ve kendi dudağını ısırır ama sinirden değil üzüntüden ne diyeceğini bilemez ama Zane onun ne düşündüğünü direk anlar ve şunu der :
Zane : Biliyorum... Bende gençken babam verebileceği bütün sunabileceği eğitim şartlarını verdi ve sonra bana dedi ki "Bazen kanatlarını açmalısın, dünyayı ve çevreni keşfederek kendini o şartlara göre geliştirmelisin"
Zane biraz iç çekerek devam eder
Zane : O günden sonra babamın sunduğu şey mesela araba deseydik... Ama özgür olunca sunulan şey bisiklet değil, gemiydi. demek istediğim şey aileler sadece sana dışarısı için aletler verir ve o aletler kendi koşullarını oluşturmalısın
Zane bu konuşmadan sonra Rose üzüntülü şekilde Zane'e bakar ve şunu der :
Rose : Sırf öğreteceğin birşey kalmadı diye beni terk mi edeceksin?
Rose'un gözleri hafif sulanır, Zane kötü hissetmek yerine hafif mutlu olur çünkü kendisini görür gibi hissetti
Zane : Seni terk etmiyorum sadece artık kendi hikayeni kendin yazmaya başlamalısın yani dışarıdıyken birkaç arkadaş edindiğini söyledin onlarla zaman geçir. Demek istediğim ne yapmak istiyorsan sınırını aşmadan yapabilirsin ama yardıma ihtiyacın olursa hiç çekinme bana uğra
Zane, Rose'un kafasını koşar, okşarken şu mesajı veriyordu "Sıkıntı yok, sıkıntı yok" demek istiyordu. Rose direk Zane'i kucaklar ve Zane'de Rose'a sarılır resmen birbirine görüşürüz dermiş gibiydi ve Rose şunu der :
Rose : O zaman seni haftada bir kez uğrarım.
Zane, hem sarılırken hem de kafasını severken şunu der :
Zane : İstediğin kadar uğra ama sıkıntısız gel çünkü senin acı çektiğini görmek istemiyorum
Rose, Zane'i sarılmayı keser ve tarikatın çıkışına doğru çok hızlı şekilde koşarak gitmeye başlar çünkü biraz daha durarsa asla ayrılmayacağını biliyordu, Zane ise hafif hafif göz yaşları dökmeye başlayarak gülümser ve aklından şunu demeye başlar :
Zane (Aklında) : Amy... Görüyor musun? Küçük çiçeğimiz artık yetişkin oldu... Ke-keşke sende görebilseydin... Kahretsin... Ağlamayacağıma söz vermiştim kendime... Lanet olsun...
Zane mutluluk ve üzgünlük göz yaşları dökmeye başladı, Rose ise 237 kilometre bölü hızla koşarak Kutsal Tapınağın yolunu tutmuştu...
Buradan başka bir tarikat daha vardı ve o tarikatta ise Luna ve Mark birlikte eğitim görüyorlardı
Yer : Snakeman Tarikatı
Eğer bir şehrin hemen altında tarikat olsaydı burası olurdu çünkü burası antik japon binası gibi ana binası yok sadece kayaların içerisinden delik olan yerdi yani her bina her yer taştan oluşuyor ama en iyi yer burasıydı çünkü eğer en zengin insan malikanede yaşamayıpta mağarada yaşasaydı işte burası böyle bir yer yani en rahat koltuk, yatak ve en güzel mazemeler kaliteli ama dıştan bakınca sadece kaya ve giriş ise sadece delik burada hiç mi hiç hırsızlık olmuyor çünkü yapan kişiler anında tarikattan atılıyordu ama diğer tarikatların ortak düşmanı olsaydı Snakeman tarikatı olurdu çünkü Deathclaw tarikatından sonra en egoist tarikattır daha büyük nedeni ama anlatmaya gerek yok... Şimdi buranın ana yeri aslında kocaman deliği olan kocaman duvar ama içerisi resmen kraliyetten çıkmaydı her yer en seçkin eşyalarla doluydu ve resim tablolarında ise Snakeman ataları vardı, şimdi buranın eğitim yeri ise aşağı kısım bir de bu tarikat resmen girdap gibi inişi çıkışı girdap gibi merdivenlerle çıkıyorsun neyse bu eğitim alanında bir sürü patlama ve çarpışma sesleri geliyordu, burası resmen dümdüz yer yani sadece kare şeklinde bir yer ama kocaman ve bomboş resmen kendin varsın neyse burada iki kişi 561 kilometre bölü hızla koşarak birbirine yumruk atan ikili vardı resmen daireler çiziyorlar her daire çizdiklerinde birbirine dalarak hamle yapıyordu ve her çarpıştıklarında baya kuvvetli rüzgarlar oluşuyordu bir de her çarpışma patlama gibi ses çıkarıyordu ve bu kapışan ikili ise Luna ve Mark kendisidir. Luna'nın yüzü çiziklerle kaplanmış yaralı bir yüze sahip ama geneden kapışırken hiç umursamada devam ediyor ve gülümsüyordu, Mark'a gelirsek onun iki kişiliği vardı ve bu kapışan kişi Spot'tan başkası olamazdı çünkü bu kadar şeytani gülüşe sadece Spot yapabilir. Spot, Luna ile kapışırken resmen bu savaştan dolayı zevkten dolayı kendini çok ama çok kaptırmış durumda yani yer yeri bıçak çizikleriyle doluyken hiç acı hissetmiyormuş gibi savaşıyordu. Spot her bir tur attığında yumruğuyla dalmaya hazır şekilde Luna'ya saldırır aynı şekilde Luna'da ama o yumruk yerine bıçakla saldırmaya hazırdı ikisi tam tamda en güçlü vuruşlarını yapacakken kapşonlu bir kadın ikisinin saldırısını tek enerji dolu elle durdurur. Sol eli Luna'nın bıçağını durdururken, sağ eli Spot'un yumruğunu durduruyordu ve o siyah giysili kapşonlu kadın şunu der :
??? : Bu kadar yetemez mi sence?
Luna ve Spot direk geri çekilir, ikiside eğilerek soluklanır resmen neredeyse soluk almayı unutacak kadar odaklanmışlardı, birazcık soluklanmadan sonra aşarı hızlı şekilde kapşonlu kadının önüne geçerek diz çökerler. Kadın kapşonun indirir, gümüş renginde saçları, gözleri yeşil zümrüt gibi ve yüz ifadesi hafif mutlu olmuş gibiydi yani sırıtıyordu ve bu kişinin ismi ise...
Luna ve Spot : Selamlar, Bayan Emma.
Emma, sağ eliyle "kalkabilirsiniz" der gibi hareket yapar. Luna ve Spot ikiside aynanda kalkar. Emma ikisinin omuzunu tutar ve sırıtarak şunu der :
Emma : Bugün ayrılma gününüz... Artık öğreneceğiz hiçbir şey kalmadı benden.
Emma, Luna ve Spot'un arasından geçerken, Luna direk arkasına döner ve şunu der :
Luna (Şaşkın) : Nasıl yani? Öylece gitmemize izin mi vereceksiniz?
Spot şaşkınlık değilde hafif sinirliydi ve o duyguyu Emma'ya söyler
Spot : Hey! O zaman niye beni ilk tanıştığımız zaman yere yapıştırıp ezdin!
Evet... Luna ve Mark, Emma ile ilk tanıştıkları anda şunu demişti "Eğer bir kez buraya gelirseniz ayrılacağınız zamanda bedeli olur haberiniz olsun" Dedi ve... Spot'ta on kraldan biri olan Emma'ya saldırmak adına Mark'ın bedeni elle geçirdi sonrada Emma hiç sıkıntı çekmeden Spot'u yere yapıştırdı ve Spot'un sırtına geçerek onu ezdi ve şunu dedi "Dar kafalı olmak seni aptalaştırır." Dedi günden beri Spot sinirini içine kazıdı. Tabii şu anda aylar geçtiği halde bunu detaylı şekilde gün yüzüne çıkartıyordu. Ve Emma ilk dediği şeyse :
Emma : Bana mı öyle geliyor... Yoksa sen o günden beri duygusal bir bebek mi oldun?
Emma onu dedikten sonra hafif yankılandı, resmen her açıyla baktığında Luna ve Spot bir süre tepkisiz kaldılar belli süre sonra Luna'nın yanağı şişti ve ağızını tuttu üstünede arkasına döndü, Spot'ta siniri bozulmaya başlar.
Spot : Benimle dalga mı geçiyorsun!?
Cümleden sonra hemen Luna'ya bakarak şunu der :
Spot : Sende gülmeyi kes!
Luna kendini tutamaz ve gülmeye başlar. Spot'ta iyice sinirlenmeye başlar. Emma ise şu düşünceye dallar "Bu ikisi iyi yerlere geleceğine eminim"
Emma : Şimdi, bu güzel anı bölüyorum ama artık buradan gitseniz mi?
Luna ve Spot tepkisiz şekilde kalarak şunu der
Luna ve Spot : Huh?
Emma iki eliyle iki kez alkışlar, Luna ve Spot'un aklı karışır ama altlarından mavi parçacıklar süzülmeye başlar. İkisininde bacağı kaybolmaya başlar ve Spot'un ilk yaptığı şey ise yerden hızlıca taş alıp Emma'ya fırlatır. Emma o taşı direk bir parmağıyla durdurup döndürmeye başlar ve Spot ise orta parmak çeker. Spot'un sadece kafası kalmışken Emma hızlıca taşı geri iade eder yani kafasına taş fırlatır ve kafasına çarptığı anda o ses yankılarak Spot ve Luna tamamen kayboldular.
Emma : İki öğrencim artık Kutsal Tapınağa doğru ışınlama durumunda... Neyse artık kafamı dinleyebilir.
Emma, kocaman girişin içerisine doğru ilerler. Spot ve Luna ise Snakeman Tarikatının özel yolculuk aracıyla yani ışınlanma yoluyla Kutsal Tapınağa doğru yol alırlar. Spot kafasının tam ortasında yuvarlak şeklinde kızarıklık oluştu çünkü Emma ona taşı geri fırlattığı için ve Luna ise gülmekten ölüyordu
