Cherreads

Chapter 1 - Bölüm 1 – Kızıltepe

Elara, şehirden ayrıldığı sabah aynaya baktığında, gördüğü kadını tanımakta zorlandı. Saçları gelişigüzel toplanmıştı, gözlerinin altında uykusuzluğun değil, uzun süredir taşınan bir yükün izleri vardı. Yirmili yaşlarının sonundaydı ama omuzlarındaki ağırlık, yıllardan daha fazlasını anlatıyordu.

Ailesi vardı.

Annesi, her sabah mesaj atan; babası, fazla konuşmadan her şeyi fark eden bir aile…

Ama Elara son zamanlarda onların yanında bile kendini yabancı hissediyordu. Çünkü geceleri yaşadıklarını anlatamıyordu.

Uykusundan sıçrayarak uyanıyor, kalbi hızla çarparken pencereden dışarı bakıyordu. Orada kimse yoktu. Ama bir şeyin eksik olduğunu hissediyordu. Sanki yanlış yerde yaşıyordu. Sanki ait olmadığı bir boşlukta nefes alıyordu.

Doktorlar "stres" demişti.

Annesi "dinlen" demişti.

Babası ise yalnızca sessizce dinlemişti.

Kızıltepe'nin adı, eski ve neredeyse unutulmuş bir emlak ilanında karşısına çıktığında, Elara'nın eli duraksamıştı. Küçük bir kasaba. Dağların arasında. İzole.

Fotoğraflar soluktu, açıklamalar kısaydı. Ama Elara, o ismi okuduğu anda göğsünde hafif bir sızı hissetmişti.

Tanıdık bir sızı.Sanki biri çok uzaktan ona "buradayım" diyordu.

Ailesine her şeyi anlatmadı. "Bir süreliğine taşınıyorum," dedi sadece. "Kendimi toparlamam lazım."

Annesi gözlerini kaçırdı. Babası anahtarı arabaya koyarken Elara'nın omzuna hafifçe dokundu.

"Ne olursa olsun," dedi, "geri dönebilirsin."

Elara cevap vermedi. Çünkü bilmiyordu.

Kızıltepe, akşamüstü saatlerinde sisin arasından göründü. Küçük evler, dar yollar ve garip bir sessizlik… Kasaba ürkütücü değildi ama sanki nefesini tutmuş gibiydi. İnsanlar Elara'ya baktı, başlarını salladı, sonra yollarına devam etti.Kimse fazla soru sormadı.

Seçtiği ev kasabanın biraz dışındaydı. Uzun süredir boş olduğu belliydi. Emlakçı kadın anahtarı uzatırken tereddüt etmişti.

"Bu evde uzun süre kalan olmuyor," demişti.

Elara kapıyı açtığında, içerideki serin hava ona tuhaf bir huzur verdi. Sanki ev onu tanıyordu. Sanki geç kalmıştı ama hâlâ kabul ediliyordu.

O gece eşyalarını tam açmadı. Tek bir odada kaldı. Sobanın üstünde çay kaynarken yağmur başladı. Damlaların sesi, Elara'nın zihnini ilk kez susturdu.

Tam yatağa uzanacağı sırada kapı çalındı.

Elara irkildi.

Saat geç olmuştu. Kasabada kimseyi tanımıyordu. Kapıya yaklaşırken kalbi hızlandı ama korku… beklediği kadar güçlü değildi.

"Kim o?" diye sordu.

Cevap gelmedi.

Kapıyı araladığında gördüğü manzara, tüm düşüncelerini dağıttı.

Kapının önünde uzun boylu bir adam duruyordu. Yağmurdan sırılsıklamdı. Yüzü sertti ama gözlerinde yorgun bir telaş vardı. Kollarında küçük bir çocuk taşıyordu.

Çocuk hareketsizdi.

Elara bir an bile düşünmedi. "İçeri gelin," dedi.

Adam tereddüt etti, sonra eşiği geçti. Çocuğu kanepeye yatırdılar. Elara hemen battaniye getirdi. Çocuğun elleri buz gibiydi.

"Adım Arshin," dedi adam kısa bir süre sonra. "Oğlum… Kael."

Elara başını salladı. "Ben Elara."

Kael'in yüzüne baktı. Çocuk çok küçüktü. Ama gözlerinin altında, çocuklara yakışmayan bir yorgunluk vardı.

Elara onun yanına diz çöktü. Çok yakına gitmedi.Sadece yumuşak bir sesle konuştu.

"Üşümüşsün," dedi. "Ama artık güvendesin."

Kael'in gözleri yavaşça aralandı.

İlk olarak babasına baktı. Sonra Elara'ya. Korku vardı ama kaçmadı. Elara elini uzattı, dokunmadan durdu.

"İstersen," dedi fısıltıyla, "buradayım."

Kael bir süre baktı. Sonra küçük eliyle Elara'nın parmaklarını tuttu.

Elara'nın boğazı düğümlendi.

Bu, büyük bir hareket değildi. Ama bir çocuk için… bir dünyayı emanet etmekti.

Elara elini çekmedi. Kael konuşmadı. Ama gözlerini kapatırken Elara'nın elini biraz daha sıktı.

Arshin bunu gördü. Hiçbir şey söylemedi. Sadece başını eğdi.

O gece Elara anladı ki Kızıltepe'ye gelişi tesadüf değildi.

Ve bu ev…

birilerini çoktan bekliyordu.

More Chapters